Adam eve yorgun argın döner. Gün boyunca kendisine göre tüm işleri ters gitmiştir. Toplantıya vaktinde gidebilmek için hız sınırını aşmış ve kendisine ceza kesilmiştir. İş yerine vardığında toplantıya gecikmiş ve yönetim tarafından azar işitmişti..
-Semih hoşgeldin canım.
-Yorgunum Hatice. Bugün yine herşey ters gitti. Sakın bana bulaşma, sinirimden seni kırabilirim...
-Ne oldu istersen paylaş sorununu.
-Bana bulaşma dedim, git başımdan dinlenmem gerek. Yemek falan yemiyeceğim, boşuna çağırma..
Kadın çaresiz ve üzüntülü bir şekilde mutfağa gider. Daha yeni evlilerdi. İlk yılı doldurmak üzereyken, birbirlerine deli gibi aşıkken şimdi sanki yüzüne bile bakmak istemiyor kocası. Acaba artık kendisini sevmiyor muydu. Bu düşünceler içinde oturduğu yemek masasında gözyaşları akmaya başladı. Kendisi mi ilgilenemiyordu yoksa kocasıyla? Bunu için mi bu soğuk konuşmalar geçiyordu aralarında...
.......
Adam oturduğu yerden sürekli olarak TV kanallarını değiştiriyor, ofluyor, sıkıntısını belli etmeye çalışıyordu. Daha sonra karısına seslendi.
-Canım, haberin olsun yarın biraz gecikebilirim.. Çok yorgunum. Eski arkadaşlarla biraz maziyi konuşuruz. Eğer canın sıkılırsa burada sende Aylinlere gidersin(Aylin bir sınıf öğretmenidir. Karısının yakın arkadaşı ve apartmanda komşularıdır)
-Tamam hayatım.Yalnız birşey söylemek istiyorum.Kendini fazla yorma, biraz da erken dön lütfen; merak ediyorum...
-Tamam, erken dönmeye çalışırım.
Ertesi gün mesai bitiminde adam kararlaştırdığı gibi arkadaşlarıyla bir akşam vakti buluşmuş. Dertleşmiş. Herkesin yüzü güler olmuş. Buna Semih kadar eski arkadaşları da sevinmiş. Kendisinin yaşadığı şanssızlıkları anlatmış, arkadaşları bununda hoş taraflarını bulup ortamda neşeye dönüştürmüşler. Vakit epey geç olmuş eski dostların ayrılma vakti gelmiş.
Bu arada Hatice vaktin gecikmesi sebebiyle sabırsızlıkla kapının çalmasını bekliyordu. Beklenen kapı o gece hiç çalmadı.Ve Hatice'nin gözlerine hiç uyku girmedi o gece. Sabah güneşin doğuş vaktinde hâla gözleri camdan apatrman girişindeydi ağlamaklı. Ne oldu?. Kaza mı yaptı, başına başka bir olay mı geldi..
İlk işi arkadaşı Aylin'den yardım istemek oldu:
-Dün Akşam Semih arkadaşlarıyla buluşacaktı. Dönmesi gerekiyordu ama dönmedi. Acaba başına birşey mi geldi diye çok endişeleniyorum Aylin. Ne olur bana bir fikir ver, yardım et bana..
-Tamam. Gel otur. Anlat en baştan. Bana Semih'in arkadaşlarını anlat...
Hatice bir bir anlattı herşeyi son günlerde Semih'in işinden dolayı çok yorulduğunu eski arkadaşlarıyla bu yüzden
bir akşam yemeği planladıklarını , ancak akşamdan beri dönmediğini anlattı.
Daha sonra beraber eski arkadaşarın evlerine gittiler bir bir. Hepsi sohbetten sonra kendilerinden ayrıldığını ve ayrılırken çok keyifli olduğunu söylediler. Onlarda aramaya koyulacaklarını söylediler. Bu durumdan sonra eski arkadaşlarda bir araya geldi, hatice ve öğretmenle birlikte ilk işleri polise haber vermek oldu.
Devamı Gelecek...
B.Bahadır.
Peki Semih nerelerde... Neden eve dönmedi... Bir sonraki yazı dizisi kahveilecezvede devam edecek.
En Büyük Acı
12/11/2007 · Kategori: Yasamin Icinden
Hayat mı Suçlu Sen mi Suçlusun?
10/11/2007 · Kategori: Yasamin Icinden
...yetti artık. Bıktım. Herkes hayatı suçluyor, durduk yerde! Hayat ağlamaklı, hayat üzüntülü, hayat suskun ve ızdırapta. Ses çıkaramıyor ki sen benim için ne yaptın desin.
Bir dillense de konuşsa:
"Ben mi dedim savaşın diye, ben mi dedim yakın yıkın dünyanızı, ben mi dedim düşünmeden karar verin diye,size ihaneti,sahtekârlığı ben mi önerdim, ben mi!"
Utanmasak neden ölümlüyüz diyecekler, hayatı suçlayacaklar...
Yaşamayı bilseniz oysa, herkese sevgiyle, samamiyetle baksanız bir sorun yok. Tamam istediğin kadar iyi ol kötüler bitmez dersin. Siz gül olduktan sonra onlar sizin dikenleriniz olur. Sizlere zarar veremez, ancak sizin koruyucunuz olurlar. Onlara da sevgiyle bakmayı bilin.
Unutmayın bu hayat sizden asla özür dileyecek değildir. Bu yazıyı okuduysanız siz hayattan özür dilemeyi deneyin lütfen. Artık nefret yerine sevmeyi deneyin. Sinirlendiğinizde küsmek, hiddetlenip şiddet doğurmak yerine affetmeyi deneyin.
Sevgiyle Kalın.
B.Bahadır-Kasım 2007
Mesafelerle Sevgide Birlik
24/7/2007 · Kategori: Yasamin Icinden
Mesafelerle Sevgide Birlik
Hiçbirşey eskisi gibi olmayacaktı. Çünkü bir ömür için hayal edilmiş, hayaller dizininin oluşturduğu koskoca bir umut ışığı vardı ömründe. Soluk renkler göz açıp kapamak kadar kısa bir sürede yok olmuştu, yendien bahar gelmişti sanki onun yaşamına. Büyük, çok büyük, öyle büyüktü ki yüreğinde taşıdığı sevgisi, onu onun yüreğinden başka taşıyabilecek hiçbirşey yoktu. Ancak bir kalbe bu kadar sığdırılabilirdi... İşte o bir ömür için tasarlanmış hayaller dizininin başında da mutlu bir yuvaya sahip olmak, bir daha hiç ayrılmamak, her akşamın karanlığında onun gözlerinin ışıltısında parlayan ışık ile aydınlanmak vardı.
Her gece yaz sıcağının verdiği bunaltıcı havaya inat açık bir havada doğan ay ışığına bakarak onu düşünürdü.. Şarkılar söylerdi bazen ve de dualar ederdi; "Çok şükür Allah'ım, daha iyisi olamazdı" diye... Böyle dalıp gittiği çoğu zamanda o güzel duyguların verdiği refah ile uyuyakalır.. Ona dair bir yaşamın güzelliğini sereserpe anlatan hülyalar görürdü...
İlk gün olduğundan ve hissettiklerinden çok farklı duygular vardı yüreğinde, sanki onsuz görmezse, duyamaz, hareket edemez,yaşayamaz gibi hissediyordu kendisini. Sonsuz gördüğü bir bağlılıktı bu. Kanına,canına işlemişti bu aşk. Seni seviyorum gibi iki sözcükten oluşan bir cümle artık onun için hayati önem taşır derecede değerli olmuştu; çünkü o sözcükler onun için hayatından önemli olan sevdiğine söyleniyordu..
Aralarında uzun mesafeler vardı belki, bu yüreklerin ayrılması anlamı taşımıyordu ikisi içinde. Bağlılıklarını kalplerindeki aşktan alan saf duygularla yazılan-okunan- şiirleriyle anlatıyorlardı. Bu aşk ikisini de dünyaya karşı kör hale getirmişti, herşeye karşı sevgi doldurmuştu içlerine..
Aralarındaki ayrı şehirlerde olmak, bu yüzden ancak giderek artan bir sevgiye neden olabilirdi... Ve öyleydi; her geçen anda bile gerçekte onun uzak oluşu acı verirken, ona olan sevgisi ondan ayrılıkta bile onu yaşatabildiği için gurur veriyordu..
Kendi içinden hep şunu söylenirlerdi ikisi de:
"Kalp gözleriyle bakıldığında hiçbir mesafe gerçek değildir. Mesafe şudur ki aralarında kalp mesafe görülür."
Yeter ki istediklerinizle gönülde bir olmayı biliniz. Sevgilerimle
B.BAHADIR...Yaşamın İçinden Serisi
Yaşamın İçinden I
5/7/2007 · Kategori: Yasamin Icinden
Serin bir rüzgarın estiği akşam vakitlerinden biriydi.Etrafa çöken sessizlikle beraber tren garında öten tren sesi bütün şehre yayılıyordu. Sanki sur'a üflenmiş gibi toparlanmaya çalışan uykulu gözler, artık hareketleniyordu bu sesten sonra.
Bu yorgun gözlerin bulunduğu bir evden bir misafir manzarası ile bir hoş oluyor insan. Bir de hayırlı bir münasebet olunca daha da bir iç ısıran durum doğuyor:
- Nasılsınız efendim
-İyiyiz elhamdülillah. Sizler nasılsınız?
-Bizde iyiyiz çok şükür. İşte gündüz çalış, akşam yorgun yorgun otur.. Hayat yaşanacak olanları yaşıyoruz işte.
-Evet haklısınız.
Sonra çekingen gözlü delikanlıya takılan bir tavırla ev sahibi sorar.
-Siz nasılsınız efendi evladım.
-Teşekkür ederim efendim. İyiyim, sağlığınıza duacıyım.
İşte böyle uzun uzadıya bir sohbet sürer.
Gelin adayı kızımız başı önde kahveleri getirir. Artık ne ile dolan bu ev bu tatlı insanların tatlı sözleriyle bir neşe haneye dönüşmüştür.
-Kızım ellerinize sağlık
-Sağolun efendim..
-Efendim. Kahvelerimizi de içtik. Sizi ailece tanıma şerefine nail olduğum için büyük bir mutluluk içindeyim . Şimdi sizi hayırlı bir iş için rahatsız ettiğimizi söyleyerek konuya geçmek istiyorum.
-Ne demek efendim safalar getirdiniz hanemize.
-Oğlumuz ve kızınız lise yıllarından beri saf ve temiz bir arkadaşlık içerisindeler. Şimdi yaşları erdi kemale. Allah'ın emri ve peygamberin kavli ile kızınızı oğlumuza istiyoruz. Sizde layık görürseniz kızınız ve oğlumun mürüvvetini görmek isterim.
E işte kız evi naz evidir. Hemen evet demek olmaz. Biraz da anne ve kızın konuşmalarından sonra geçen zaman akşamı artık geceye çevirmeye hazırlanmaktadır.
Neyseki iş tatlıya bağlanmıştır ve söz kesilmiştir.
Ertesi sabah gün başlangıcında araba kornaları şehri uyandırmaya çalışmaktadır. Sabah serinliğinde yine iş koşuşturmaları şehri hareketli kılıyor. Bu yeni günde martılar yine deniz suyunun kum üzerindeki seyrek kısmında uçuşmaya başlıyorlar o kaba sesleriyle...
Yine bir gün umut oluyor bir çok insana. Kim bilir kimler yeni bir günde önceki akşam yaşadığı heyecan ve mutluluğu yakalayacaktır.
Hepinize sağlık ve mutuluk dolu günler dilerim
B.BaHaDıR(amatoryasamak)...
Yaşamın içinden serisi devamı gelecek.................
Eski Bir Kitabeden...( Okumanızı Tavsiye Ederim )
17/4/2007 · Kategori: Yasamin Icinden
Yalnız planlarının değil, başkalarının da tadını çıkarmaya çalış. İşinle ne kadar küçük olursa olsun ilgilen: hayattaki dayanağın o'dur. Seveceğin bir iş seçersen, yaşamında bir an bile çalışmış olmazsın. İşini öyle sev ki; başarıların, bedenini ve yüreğini güçlendirirken, verdiklerinle de yepyeni hayatlar başlatmış ol
Olduğun gibi görün ve göründüğün gibi ol. Sevmediğin zaman sever gibi yapma. Çevrene önerilerde bulun ama hükmetme. İnsanları yargılarsan onları sevmeye zamanın kalmaz. Ve unutma ki insanlığın yüzyıllardır öğrendikleri, sonsuz uzunlukta bir kumsaldaki tek bir kum taneciğinden daha fazla değildir.
Aşka burun kıvırma sakın; o çöl ortasında yemyeşil bir bahçedir. O bahçeye layık bir bahçıvan olmak için her bitkinin sürekli bakıma ihtiyacı olduğunu unutma.
Kaybetmeyi, ahlaksız bir kazanca tercih et. İlkinin acısı bir an, ötekinin vicdan azabı bir ömür boyu sürer. Bazı idealler o kadar değerlidir ki, o yolda mağlup olman bile zafer sayılır. Bu dünyada bırakacağın en büyük miras dürüstlüktür.
Yılların geçmesine öfkelenme; gençliğe yakışan şeyleri gülümseyerek teslim et geçmişe. Yapamayacağın şeylerin yapabildiklerini engellemesine izin verme. Rüzgârın yönünü değiştiremediğin zaman, yelkenlerini rüzgara göre ayarla. Çünkü dünya karşılaştığın fırtınalarla değil, gemiyi limana getirip getiremediğinle ilgilenir.
Ara sıra isyana yönelecek olsan da hatırla ki, evreni yargılamak imkansızdır. Onun için kavgalarını sürdürürken bile kendi kendinle barış içinde ol.
Hatırlar mısın doğduğun zamanları; sen ağlarken herkes sevinçle gülüşüyorlardı. Öyle bir ömür geçir ki, herkes ağlasın öldüğünde, sen mutlaka gülümse. Sabırlı, şevkatli, bağışlayıcı ol. Eninde sonunda bütün servetin senin. Görmeye çalış ki, bütün pisliğine ve kalleşliğine rağmen dünya insanoğlunun biricik güzel mekanıdır.
Yaşamın içinden Xsentius, M.Ö. IX.yy. Düzenleme: B.BAHADIR
« Önceki ::
Son Yazılarım
Kategorilerim
Arkadaşlarım
- sweetgirl
- bahadirbey
- ahmetsibic
- gürkan adam
- sengunutku
- amatoryasamak
- bloglike
- kardelensiz
- komediwinx
- anglic
- ajandatr
- matematikseven
- dinimizislamiyet